19 Nisan 2015 Pazar

Erdoğdu Lisesi’nin Başarısına Konmak



Erdoğdu Lisesi, Türkiye Liselerarası Futbol Şampiyonası’nda Türkiye Şampiyonu olmuş ve sonrasında Dünya Okul Sporları Şampiyonası’nda Türkiye’yi temsil için Guatemala’ya gitmişti. Büyük başarı yakalayan Trabzon Erdoğdu Lisesi, finale kadar yükselerek, Brezilya Ekibinin finaldeki rakibi olmuştu. Bugün (19 Nisan 2015) tarihinde oynanacak olan final maçından sonra ya Kupa’yı kazanarak mucizevi bir başarı kazanacak ya da futbol deyince ilk akla gelen ekollerden olan Brezilya karşısında bir başka müthiş başarıya imza atarak Dünya İkincisi olacak. Erdoğdu Lisesi Futbol Takımını şu ana kadar göstermiş olduğu başarılar nedeniyle tebrik ediyor, aynı zamanda bugün final mücadelesinde başarılar diliyorum. Ancak bu yazının konusu bu değil.


Ortada büyük bir başarı var! Ancak bu başarıyı görmek istemeyen ve göstermeyen bir futbol ülkesi gerçeği var. Gerçi bu durum sürpriz ve beklenmedik değil. Egemen gücün çevresinde beslenen ve güçlendirilmeye çalışılan bir başarı değil ki bu başarı, sahip çıksınlar. Dolayısıyla artık, kendilerinden başka her şeyi yok sayan ülkeye hakim spor ve futbol kültürünün –organizasyonunun-bu başarıyı görmek istememesi gayet doğal.

Ortada büyük bir başarı var! Ancak bu başarı ne Trabzon şehrinin ne de Trabzonspor’un başarısı değil. Trabzon şehrine ve Trabzonspor’a yön veren kesimlerin de başarısı değil bu. Bu başarı sadece ve sadece Trabzon Erdoğdu Lisesi takımının ve onun yöneticilerin başarısıdır. O halde, tam da bu zamanda, Trabzonlu çevrelerin ve Trabzonsporlu çevrelerin, bu başarıdan mesajlar çıkarmaya çalışması, olsa olsa “başarıya konmak” arzusudur, başka da bir şey değildir. Gayri samimi ve sevimsiz bir tutumdur üstüne üstlük.
Hasbelkader bir araya gelmiş ve birkaç fedakar adam ve onların gençlerinin omuzlarında inşa edilmiş bu başarıyı ne Trabzon şehri ne de Trabzonspor başkalarına mesaj vermek için kullanamaz!

Göreceksiniz, Erdoğdu Lisesi Trabzon’a döndüğünde, Belediye Başkanı’ndan tutun, Valisine, taraftar derneklerinden, Trabzonspor yöneticilerine kadar herkes tarafından omuzlara alınacak, sırtları okşanacak ve bu başarı destansı bir şekilde anlatılacaktır. Trabzonspor’un bundan sonraki zamanlarında bu çocukların formayı almalarının ne kadar gerekli  ve hemen ertesi yıl şampiyon olmanın da ne kadar kolay olduğu anlatılacaktır. Kahramanlarımız, yarınlarımız, yeni şampiyonlukların kaptanlarıdır onlar (!) Sonra?

İşte sonrası yok. Bırakın sonraki aşamada ciddi manada ve işe yarar destek olmayı, dolayısıyla bu başarıyı devamlı, sürdürülebilir ve üst yapılara taşınan bir başarı haline getirmeyi, bu başarının ilerlememesi için her şey bir araya gelecektir. Trabzon şehrinin halihazırda böyle başarılar proje edebilmesi için ne mevcut futbol kültürü, ne mevcut spor planlaması ne de sosyo kültürel yapısı yok. Ancak ve ancak “yutmaya” ve “değersizleştirme”ye yönelik bir değirmen kültürü var. Ve ne yazık ki bu “başarılı” çocuklar, o kültürde kalmaya devam ederlerse, 2003 ve 2005 yıllarında benzer başarıları yakalayan, ancak şu anda akıbetleri meçhul Trabzon Lisesi gençlerinin yolundan gideceklerdir, ne yazık ki. Yine “hasbelkader” bir şekilde profesyonel olurlarsa ve Trabzonspor taraftarının karşısına çıkarlarsa da zaten hazır bulunuşluk seviyeleri çok yukarılarda olmadığı için 1 maç 2 maç sonra artık şehrin “nefret” fenomenleri haline gelmeye başlayacaklardır. Aslında ne kadar kötü ve yetersiz olduklarından tutun da nerdeyse her ortamda hakarete varacak suçlamalarla karşılaşacaklardır. Ellerinde “yetenek”ten başka bir şeyleri olmadığı için de savrulma devam edecektir. Belki 5 sene sonra 10 sene sonra başka gençler “hasbelkader” böyle bir başarıyı yakalayacaklar, ancak bu kısır döngü devam edecektir.

Ne yapmalı? Üstte söylediğim gibi, Trabzon şehrinin ve şehrin en büyük spor organizasyonu olan Trabzonspor’un bu başarıya el vererek, sürekli ve geliştirilebilen bir başarı silsilesine devşirmeye mecali ve aklı yok. Bu çocukların bu aşamadan sonra aynı şehirde ve aynı kulüp altında yola devam etmeleri, yolun sonunda ışık olmayacağı anlamına geliyor. Hele ki yeteneklerinin zirvesinde oldukları ancak bir üst yapıya hazır hale gelebilmeleri için eğitim ve disiplinin çok daha önem kazandığı bu yaş periyodu arasında aynı şekilde devam etmeleri, geleceğin tamamen karanlık olacağı anlamına geliyor.

Bence, zorunlu bir rotasyon gibi, bu çağlarda olan ve “yetenek” olarak üst seviye olan genç futbolcuların aileleri ya da yöneticileri tarafından eğitimleri ( akademik ve futbol) Trabzon şehrinden uzakta devam ettirilmelidir. Hatta ve mümkünse Belçika ve Almanya  gibi ülkelerde olursa harikulade olur. Belki bu hamle işe yarar da sorunun bu çocuklarda değil de, şehirde ve şehre hakim olan futbol kültüründe olduğu ortaya çıkar. Kimbilir buradan bir ders çıkarılır da yeni ve yetenekli gençlerin futbol hayatları yerlerde sürünmez. Ve belki de o zaman Trabzon şehri ve Trabzonspor arzuladığı başarıları, tıpkı ilk zamanlarda olduğu gibi söke söke almaya yeniden başlar.


Trabzon Erdoğdu Lisesi, Türkiye’ye filan mesaj vermiyor. En çok kendi şehrine mesaj veriyor!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder